Kütleçekim Dalgaları İlk Kez Gözlendi!

Kütleçekim Dalgaları İlk Kez Gözlendi:

2015’in Eylül ayında Arizona Eyalet Üniversitesi’nde kuramsal fizikçi Lawrence Krauss’un attığı tweet kütleçekim dalgalarının keşfi ile ilgili söylentiler ortaya çıkarmıştı. “LIGO detektöründe bir kütleçekim dalgası tespit edildiği söylentileri dolaşıyor. Eğer doğruysa muhteşem bir şey bu. Doğrulanırsa detayları bildireceğim.”

kütleçekim dalgaları

Lazer Girişimölçerli Kütleçekim Dalgası Gözlemevi anlamına gelen LIGO tarafından herhangi bir doğrulama veya yalanlama gelmediği için bu iddia aylarca belirsiz kalmıştı; ta ki düne, yani 11 Şubat 2016’ya kadar. LIGO’nun direktörü David Reitze dün yapılan basın konferansında yaptığı açıklamalarla geceye damga vurdu:

“Bugün Kütleçekimsel Dalga Astronomisi’ne yepyeni bir pencere açtık”

“Bugüne kadar sağır olduğumuz Uzay’da ilk defa Kütleçekimsel dalgalarını duyabiliyoruz”

LIGO

LIGO’nun Louisiana’daki tesisinin görüntüsü

Einstein 100 Sene Önce Tahmin Etmişti!

Albert Einstein bundan tam 100 sene önce, 1926 senesinde yayınlanan Genel Görelilik Kuramı’nda kütleçekim dalgalarının varlığından bahsetmişti. Çok büyük kütleli cisimlerin aynı suda yol alan geminin kendine has dalgalar oluşturması gibi uzay-zamanın dokusunda dalgalar oluşturabileceğini iddia etmişti. Oluşan bu dalgalar karadelikler hakkında bugüne kadar ulaşamadığımız bilgiler sunabilir. Nitekim LIGO’nun ölçtüğü dalgalar da yaklaşık 1.3 Milyar sene önce çarpışan iki karadeliğe ait. Bu iki karadeliğin oluşturduğu enerji görünür evrenin 50 katı olarak niteleniyor. Bilim insanlarının yaklaşık 50 senedir izini sürdüğü kütleçekim dalgalarına bu iki karadeliğin çarpışması gibi nadir rastlanan dev kozmik çarpışma sayesinde ulaştı.

Kütleçekimsel Dalga Nasıl Fark Edildi?

Kısa cevap: Birkaç ayna ve lazer ile.

LIGO’nun tesislerinden birinin fotoğrafını yukarıda gördünüz. Tesisin kollarının “L” şeklinde olmasının özel bir sebebi var. Bu kolların her iki ucunda da aynalar bulunuyor. Tesisin merkezinden gönderilen lazer bu aynadan yansıyıp geri dönüyor. Bu esnada eğer lazer herhangi bir kütleçekimsel dalgaya maruz kalırsa yansımada farklılık meydana geliyor. Kütleçekim dalgalarına maruz kalan kollardan birindeki lazer sıkışırken diğeri geriliyor ve yansıma sürelerinde farklılık gözlemleniyor. Bu farklılıkta kütleçekimsel dalganın şiddetine göre değişiyor.

Teorik olarak basit gibi görünüyor değil mi? Kulağa mantıklı gelse de bu fark bir atom çekirdeğinin genişliğinden daha küçük oluyor. Yani anlayacağınız aradaki farkı saptamak bir hayli zor. LIGO bu zorluğu şu şekilde ifade ediyor: Tesisin tünellerini 40,14 Trilyon Km uzaktaki Proxima Centauri yıldızına(en yakın yıldız) kadar uzatsaydık kütleçekim dalgaları detektörleri sadece bir saç telinin genişliği kadar bükecekti. Çarpışan iki karadelik belki çok daha uzun yıllar sürecek arayışımıza son verdi ve atom çekirdeği genişliğini az da olsa geçen kuvvetteki sinyaller ile Görelilik Teorisi’nin bir delilini daha bizlere sundu.

 

LIGO

LIGO’dan bir görüntü

 

Ünlü astrofizikçi Michio Kaku kütleçekim dalgaları hakkında bir teoride bulunmuştu. Eğer bizim evrenimiz bir başka evren içerisine akar vaziyette ise kütleçekimsel dalgalarla oraya “buradayız” diyebileceğimizi ifade etmişti. Nitekim kütleçekim dalgalarının hızı hakkında minimum ışık hızında oldukları biliniyor.

Son olarak NASA ve ESA’nın LIGO’yu Uzay’a taşıma projeleri var. LISA Pathfinder adı verilen bu projede LIGO gözlemlerinin Dünya’nın gürültüsünden etkilenmemesi için Uzay’da da yapılması planlanıyor. Aralık 2015’de Uzay’a fırlatılan ölçüm aracı bu proje için gereken teknolojileri tespit edecek.

Uzay Çağı

Cevap verin